SERGE REGGIANI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

SERGE REGGIANI

Mesaj  Admin Bir Ptsi Mayıs 26, 2008 11:25 am


(May 2, 1922 - July 23, 2004) was an Italian-born French singer, painter and actor. He was born in Reggio Emilia, Italy and moved to France with his parents at the age of eight. For many years, he struggled with alcoholism, caused in part by the 1980 suicide of his son Stephan.

After acting school (Conservatoire des arts cinématographiques) he was discovered by Jean Cocteau and appeared in a wartime production of Les parents terribles ("The Terrible Parents"). During World War II, he left Paris to join the French resistance.

His first feature film came in 1946 with his role in Les portes de la nuit ("The Doors of the Night"). He later went on to perform in 80 films including Casque d'or, Tutti a casa, Le Doulos, Il Gattopardo, La terrazza, The Pianist (1998).

In spite of never quite reaching the peak with his acting career, he did triumph in the theatre in 1959 with his performance in Jean-Paul Sartre’s play Les Séquestrés d'Altona. In the meantime, though, in 1965 he began a second career, that of a singer (at the age of 43), with the help of Simone Signoret and her husband Yves Montand and later with great assistance of the French diva Barbara. Reggiani became one of the most acclaimed performers of French "Chanson" ("song") and although he was in his 40s, his bad-boy rugged image made him popular with both young and older listeners.

His best known songs include "Les loups sont entrés dans Paris" ("The Wolves Have Entered Paris") and "Sarah (La femme qui est dans mon lit.)" ("The Woman Who Is In My Bed"), the latter written by Georges Moustaki. However, one of his regular songwriters throughout his career was Boris Vian (Le Déserteur, Arthur où t'as mis le corps, La Java des bombes atomiques). His new young fans identified with his left-wing ideals and antimilitarism, most notably during the 1968 student revolts in France. With age he became more and more acclaimed as one of the best interpreters of the French chanson also bringing the poetry of Rimbaud, Apollinaire and Prévert closer to his audience. In 1995, he made a comeback to the singing stage, giving a few concerts despite his deteriorated health and personal distress, the last one being held as late as in the year of his death, in spring of 2004.

In later life he became a painter and gave a number of exhibitions of his artwork.

Serge Reggiani died in Paris of a heart attack at the age of 82, one day after the death of another well known French singer Sacha Distel. He is interred in Montparnasse Cemetery.


Serge Reggiani, muhteşem müzik kariyerine 40'ından sonra başladı.

İtalyan asıllı olmasına karşın Fransız şansonunun önemli isimlerinden Serge Reggiani, gerek müziği gerek politik duruşuyla 68 kuşağının sembollerindendi



Leo Ferre 'Thank you Satan' şarkısında şeytanın ülkesinden çalınmış iki renk hediye ediyordu tüm anarşistlere; Barcelona'da doğmak için kırmızı, Paris'te ölmek için siyah. Serge Reggiani, Barcelona'da doğmadı ama bir ömür Leo Ferre'nin sunduğu renkleri kuşanıp, şeytanın tüm yoldaşları için başkaldırı ve melankolinin şekillendirdiği koca bir evren yarattı. Sonra mı? Öldüğü güne kadar uzun, yorucu, lanetli bir yolun yolcusu oldu.
Serge Reggiani 2 Mayıs 1922'de Parma yakınlarında küçük bir İtalyan kasabası olan Reggio Emila'da doğdu. Ailesi 1 Ekim 1930'da Mussolini'nin uyguladığı faşist rejimden kaçarak Fransa'ya göç etti. Çocukluğu çeşitli kuaför salonlarında çıraklık yaparak geçti. 1939'da Sahne Sanatları Konservatuvarı'na kabul edildi. Bu tarihten sonra Paris'in çeşitli sahnelerinde, başta Jean Cocteau'nun 1943 tarihli "Kayıp Çocuklar Kavşağı" filmindeki rolüyle elde etti. II. Dünya Savaşı'nın ardından da Marcel Carne, Marcel Blistene ve Jacques Becken gibi yönetmenlerin filmlerinde Yves Montand, Edith Piaf ve Simone Signoret'yle kamera karşısına geçerek Fransız sinemasının aranılan oyuncularından biri haline geldi. Uzun yıllar bu böyle devam etti.
Ancak 60'lı yıllarla beraber Fransa'da şiddetli değişim rüzgarları esmeye başlamıştı. Reggiani bu yılları Jean - Pierre Melville ve Luchino Visconti gibi yönetmenlerin filmlerindeki başarılı oyunculuğuyla sinemadaki yerini iyice sağlamlaştırarak karşıladı. Ancak esas büyük değişim onu bekliyordu. 1963 yılında bir akşam tıpkı kendi gibi Mussolini'nin uyguladığı faşist rejimden kaçarak Fransa'ya yerleşen ve daha sonra şansonun ve Fransız sinemasının en önemli figürlerinden biri haline gelen Yves Montand'ın evinde ünlü prodüktör Jacques Canetti'yle tanıştı. Daha önce Georges Brassens, Jacques Brel, Barbara ve Serge Gainsbourg gibi isimleri keşfedip Fransız şansonunun bambaşka bir görüntüye bürünmesini sağlayan Canetti, o yıllarda çoktan şansonun Cristophe Colombe'u olarak anılmaya başlamıştı. Canetti, Reggiani'nin de tamamı Boris Vian şarkılarından oluşan ilk albümü "Serge Reggiani Chante Boris Vian"ın yapımcılığını üstlendi. Böylece Reggiani 40'ından sonra ikinci bir kariyere başlamış oldu...

Faşizme karşı
Reggiani ilk albümünün ardından faşizm karşıtı tavırlarını, insan hakları üzerine görüşlerini ve diğer politik düşüncelerini dile getirdiği şarkılarıyla kısa sürede tüm başkaldıranların sesi haline geldi. Öyle ki, 68 sonbaharında ünlü Olympia sahnesinde sessizce Rimbaud'nun, "sağ yanında iki kızıl delikle 'Kuytuda Uyuyan' asker"ini okuduktan sonra Boris Vian'ın "Asker Kaçağı" aracılığıyla "Sayın Bakan, ille kan akıtılmasını istiyorsanız buyrun kendinizinkini akıtın" diye haykırırken artık çoktan 68 kuşağının sembollerinden biriydi.
Çoğunlukla Villon, Rimbaud, Baudelaire, Jacques Prevert ve Boris Vian gibi şairlerin şarkılarını söyleyen Reggiani'nin dünyasına bir süre sonra dağınık saçı, sakalı ve elinde koca gitarıyla Georges Moustaki de dahil oldu. Şarkıları uzun yıllar Edith Piaf ve Barbara gibi büyük isimler tarafından yorumlanan Moustaki, Serge Reggiani'nin sesinde hayat bulduktan sonra şansonun en önemli şarkı yazarı ve şarkıcılarından biri haline geldi. Reggiani, Moustaki şarkılarını "Les Loups Sont Entres Dans Paris" adlı albümünde seslendirdi. Bu albümde, yine birbirine bağlantılı olarak seslendirdiği , "Kuytuda Uyuyan" ile "Asker Kaçağı"nı bulmak da mümkün.


Şarkıların eski tadı kalmadı
Reggiani sanki hiç yaşlanmayacak gibiydi. Ama hiç değişmeyecekmiş gibi gözüken her şey, oğlu Stephan'ın 1980'deki intiharının ardından bir anda değişti. Önce kendini alkole verdi. Sonra Fransa'nın güneyindeki evinden dışarı adım atmamaya başladı. Arada Paris'e gidiyor bir albüm kaydediyor, konserler veriyor ve hızla evine dönüyordu. Şarkıların da eski tadı kalmamıştı artık. Sesi de görüntüsü gibi iyice yıpranmıştı. Son albümü "Enfants, soyez meilleurs que nous/Çocuklar siz bizden daha iyi olun"u 2000 yılında yayınladı. 22 Temmuz 2004'te saatler gece yarısını geçtikten sonra, 89 tarihli albümünde her birine bir şarkıyla selam yolladığı Picasso, Camille Claudel, Moliere gibi sevdiklerinin yanına gitmek üzere bu dünyadan demir aldı.
Reggiani şarkılarından birinde "Nerede, nasıl bilmiyorum/Ama zaman durduğunda dahi seni sevmeye devam edeceğim" diyordu. Biz de seni Serge...
En bilinen albümleri:
Serge Reggiani Chante Boris Vian
L'italien
Les Loups Sont Entres Dans Paris
Reggianni 89
Enfants, soyez meilleurs que nous
*************
Özdemir İNCE

Serge Reggiani, nostalji ve melankoli arasında

23 temmuz akşamı Fransa'daki hava durumunu öğrenmek için TV-5'i açtım. Sunucularından biri Serge Reggiani ile söyleşi yapıyordu. Dipte birkaç tablo vardı. Biri Mondrian'ın geometrik şekilli tablolarını andırıyordu...

Serge Reggiani fırça ya da spatül yerine resim yaparken parmaklarını kullandığını söylüyordu. Zayıflamıştı, gözlük takmıştı, sakallıydı... Bir sigara yaktı, işaret ve orta parmağının arasına sıkıştırmadı, baş ve işaret parmaklarının ucuyla tutuyordu.

Çok uzun zamandır dinlememiştim Serge Reggiani... Montpellier, Lodeve ve Paris'teki koşuşturmacalar bitince birkaç CD'sini almam gerektiğini düşündüm. Bu arada program bitti. Çekim 4-5 yıl önce yapılmıştı. Ölmüş olabileceğini düşündüm. Yüreğim cızz etti. Gençliğimdi, Paris'teki gençliğimdi benim. Daha sonra 12 Mart'ın karanlık günlerinde ve gecelerinde en çok dinlediğim sesti. Özellikle de ‘Size bir mektup yazıyorum Bay Başkan' ile ‘Yatağımdaki kadın artık yirmi yaşında değil'...

*

Ertesi gün Orly'de Montpellier uçağına binerken kapıda Le Monde ile Le Figaro aldım, gazete yığınının arasından. Le Monde, birinci sayfada haber veriyordu: ‘Serge Reggiani ve Sacha Distel'in Sesleri Öldü'. Gösterişsiz haberin içinde Reggiani ile Distel'in küçük fotoğrafları... Reggiani'ninki biraz daha büyük. Varlıklarıyla uyumlu bir oranda... Ama haberin başlığının iyi olmadığını düşündüm: Ölen sesleri değil bedenleriydi. Serge Reggiani 82, Sacha Distel 72 yaşındaymış...

Le Figaro'yu bana uzatan Ülker, ‘TV-5'teki programın sebebi anlaşıldı, Reggiani ölmüş. Şu ağırbaşlılığa bak, Cem Karaca, Barış Manço öldüğü zaman nasıl da abartmıştı halk ile basın... Bir de şu popüler gazete Le Figaro'nun ağırbaşlılığına bak!' dedi.

*

1966! Montparnasse'ta, Jolivet Sokağı'nda, Grand Hotel du Parc'ta kalıyordum, daha doğrusu oturuyorum. Adının önündeki ‘Grand'a bakmayın, odada hela ve banyo yoktu. Biri koridorda, öteki bodrumdaydı. Asansör de yoktu. Ama tavanarası penceremden Pantheon ile Notre-Dáme Kilisesi'nin damları görünürdü. Akşamları, Quartier Latin ya da Saint-Germain-des-Pres'deki üniversite lokantalarından birinde karnımı doyurduktan sonra ders çalışır ya da okurdum. Ama aklım hep dışarda olurdu, kahvelerde, sokaklarda, barlarda. Delambre sokağında yürürken Jean-Paul Sartre'la ya da Simon de Beauvoir'la karşılaşmak mümkündü. ‘Bonsoir Monsieur Sartre!' 1966‘da hálá 19. yüzyıldan çıkmamış Montparnasse'da yaşıyordum.

*

Bir gece alkış ve ıslık sesleriyle uyandım. Alkış ve ıslıklar durduktan, uğultu çekildikten sonra bir şarkı süzülmeye başladı odamın boşluğuna, sıcak, pürüzlü bir ses, denizin üzerinde esen, kıyıdaki kayalara çarpan bir rüzgár gibi... Yerimde duramadım. Sesi aramak için giyindim, aşağı indim. Çıkarken, gece bekçisi Georgette Ana'nın hayretle bana baktığını gördüm. ‘Nereye böyle Monsieur İnce?' Nereye sahiden? ‘Bir ses aramaya Madame!' Komşu sokağa, tiyatro, müzikhol ve eğlence sokağı Rue de la Gaite'ye ilk kez saptım ve yürüdüm sese doğru ve Bobino'nun önünde durdum. İnanamadım, beni dışarı çağıran büyük aktör Serge Reggiani'nin sesiydi. 44 yaşında şarkıcı olmak anlayabileceğim bir şey değildi o sıralar. Ama 60'ından sonra resim yapmaya başlamasını anlamıştım.

1966 yılında şarkı söylemek için sahneye çıkmak, Barbara'ya, Leo Ferre'ye, Jean Ferrat'ya, George Brassens'e, Mouloudji'ye meydan okumaktı. Öyle düşünmüştüm. Şimdi ona şarkı söylemeyi Barbara'nın öğrettiğini okuyorum. Johnny Holliday'in adını bile etmiyorum, o sıralar ‘Chanson Française'in son büyük çağıydı.

*

Fransız tiyatrosunun en büyük aktörlerinden biriydi, fakat hiçbir oyununu gör(e)medim. Ama epeyce filmini gördüm. Marcel Carne, Andre Cayette, Henri George Clouzot, Max Ophüls, Jacques Becker, Claude Sautet, Claude Chabrol, Jean-Pierre Melville ve Luchino Visconti gibi sinemanın en büyük yönetmenlerinin yönettiği filmlerde oynamıştı. Jacques Becker'in yönettiği ve görenlere ‘Quel comedien!' (‘Ne müthiş oyuncu!') dedirten Casque d'Or TRT-1'de gösterilse diye içimden geçiriyorum. Her şeyin kan ve ateş pahası olduğu bir dönemin simgesinin her şeyin beleşe geldiği bir dönemle karşılaşması ne müthiş olurdu.

*

Beni odamdan, küçük otel odamdan dışarı çıkartan ve gerçek Paris'in sokaklarına salan Serge Reggiani'nin sesidir. Umutsuz ve karamsar olduğum dönemlerde bana umutsuzluğun ve karamsarlığın dibini gösteren ve bana ‘Bu da bir şey mi?' dedirten de onun sesidir.

Ömür boyu seslerin, kokuların ve renklerin peşinden gittim.

Bugün pazartesi. Dükkanlar açılacak. Güney Fransa'nın küçük Lodeve kasabasında Serge Reggiani'nin sesini arayacağım. Hormonlu, suni gübreli sesler döneminde içi gümüşlü yayla domatesine özlem duyuyorsanız, ‘Biraz Serge Reggiani dinleyin!' derim.


En son Admin tarafından C.tesi Ağus. 30, 2014 9:13 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 2408
Kayıt tarihi : 01/04/08

Kullanıcı profilini gör http://muzicfe.turkforumpro.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz